Yaşam mücadelesinden “iki kişilik” galibiyet çıktı

Ebru (42) ve Ali Kavramak (43) çifti, 3 yıl önce evlendi. Çok istedikleri bebeklerine kavuşmak için gün sayarken, Kovid enfeksiyonu ikisinin de hayatını alt üst etti. İlk bebeğine 26 haftalık hamileyken ağır Kovid nedeniyle akciğerleri iflas noktasına gelen ve suni kalp akciğer cihazı ECMO’ya kopamamak zorunda kalınan şanssız kadın, karnındaki bebeğiyle beraber vefat kalım savaşı verdi. Ama doktorlarının tıbbi başarısı tamamen hem bebeği, keza kendisi, 14 günlük ECMO’ya ast hayat mücadelesinden galibiyetle çıktı. Onu ve 2 ay sonradan doğacak bebeğini hayata bağlayan ise Sağlık Durumu Bilimleri Üniversitesi Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Yoğun Bakım, Yürek Damar Cerrahisi ile Bayan Doğum Kliniği ekiplerinin, günler süren insan üstü çabası oldu.

SEZARYEN HER İKİSİ İÇİN DE ÖLÜMCÜL TEHLİKEYDİ

Kovid’e yakalandıktan kısa bir vakit sonra durumu ağırlaşan ve ambulansla hastaneye kaldırılan Ebru Anlayışlı Olmak, ertesi gün yoğun bakıma alındı. Entübe edilmesi, hatta akciğerleri iflas etme noktasına geldiği için suni kalp akciğer makinesi ECMO’ya bağlanması gerekiyordu. Oysa gebeliği, bu tedavi için tehlike oluşturuyordu. öte taraftan, sezaryen de yapılamıyordu; çünkü bebek o haftalarda demin 600 gram ağırlığındaydı ve yaşama şansı çok azdı. Anne ise o durumda sezaryen ameliyatını kaldıracak durumda değildi. Hastanenin Yoğun Bakım ekibinden Doç. Dr. Esra Adıyeke, Kadın Doğum Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Niyazi Tuğ ile Yürek Damar Cerrahisi’nden Doç. Dr. Yücel Özen ve Doç. Dr. Murat Uğur, hastanın ve anne karnındaki bebeğin durumunu değerlendirdikten sonra, kritik kararı olmak zorunda kaldı. Anlamak, gebe olarak ECMO’ya bağlandı, Türk doktorlarını bu muhteşem galibiyet ile tıp literatürüne taşıyacak süreç de bu nedenle başladı.

“NORMALDE ECMO ÖNCESİ SEZARYEN YAPILIR”

Kovid pandemisi başladığından beri pekçok gebe Kovid hastası izlediklerini anlatan Doç. Dr. Esra Adıyeke, “Bilhassa genç anneler, Kovid gebeler bizi son dönemde fazla etkiledi. Çünkü bir can değil, iki canla uğraşıyoruz fiilen. İkisini de hayatta tutmak için uğraş sarfediyoruz. Normalde (Kovid) gebeler bize geldiğinde, belirli bir miyadı tamamlamış oldukları için, önce sezaryene alınıyor. Çünkü bebek doğduktan sonra hayatını devam ettirebilir durumda oluyor. Fakat Ebru’nun gebeliği az önce 26’ncı haftasındaydı ve doğum gerçekleşseydi, bebek yüksek ihtimalle hayatını kaybedecekti. Ebru’nun en büyük özelliği ECMO’da iken gebeliğinin de (dinç bir şekilde) devam ettirilebilmesiydi. Bu çok önemli, çok değerli bizim için” dedi.

“ÜÇ KLİNİK, İLK 72 SAAT GECE GÜNDÜZ TEYAKKUZDAYDIK”

Ebru Iyi Anlamak’ın tedavisine karar verilirken ikisini birden gözeterek kararlar aldıklarını vurgulayan Doç. Dr. Adıyeke, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üç klinik beraber karar verdik süreçte. Bebek iyi ise, anneye de yoğun bakımda keza hemodinami (kan dolaşımı) keza de oksijen desteği açısından gerekli desteği sağlayabilirsek bu gebeliğin devam edebileceği kararını verdik. Bebek de iyi olduğu için fazla yakın peşine düşüp takip ederek devam ettirme sürecini başlattık. ECMO tedavisinde birincil 48 ila 72 saat fazla kritiktir hasta açısından. Biz üç klinik, bu 72 saatlik süreçte az daha hastaneden, hasta başından hiç ayrılmadan fazla yakın takip ettik Ebru’yu. Birkaç kez kritik bir eşiğe geldiğimiz oldu. Yani gebeliği sonlandırmayı düşündüğümüz anlar oldu. Fakat üç branş da hastayı fazla yakın ve sıkı bir şekilde peşine düşüp takip ederek bu zorlu süreci de atlatmayı başardık. Artık ikisi de sağlıkla taburcu olacak. Ebru’nun gebeliği sağlıkla devam ediyor”

“ECMO’DAYKEN 5. GÜN SOLUNUM CİHAZINDAN AYIRMAYI BAŞARDIK”

Kalp Damar Cerrahisi Klinik Şefi Doç. Dr. Murat Uğur ise Ebru Anlamak’ın 40 yaşından daha sonra ilk bebeğine hamile kalıp birkaç ay sonra onu kucağına alma hayalleri kurarken, ağır Kovid enfeksiyonu yüzünden bir anda ölümle burun buruna geldiğini söyleyerek, “Bayan Doğum Kliniği’nden Prof. Dr. Niyazi Tuğ ve Yoğun Bakım Kliniği’nden Doç. Dr. Esra Adıyeke ile birlikte durumu değerlendirdik. Bayan doğum ekibi hastanın tansiyonu düşmedikçe ve uterusa (rahme) yeteri değin oksijen ve kan gittiği sürece bebek gelişimi açısından bezginlik olmayacağını bildirdi. Ebru’yu entübe edip solunum cihazına bağladıktan sonradan dahası ECMO’ya bağladık. Bebeğe zarar vermesin diye duyu yitimi ilaçlarını azaltıp çok erken dönemde, 5’inci gününde solunum cihazından ayırdık, yani ekstübe ettik. Ebru konuşurken, yemeğini yerken, yani kendinde ve kurnaz bir şekildeyken ECMO cihazındaki tedavisine 10 gün daha devam ettik. Bu süreçte bayan doğum ekibi her gün, bebeği gelişimi açısından denetleme etti. Ebru’nun akciğerleri de toparladıktan daha sonra ECMO’nun 14’ncü gününde ayrıntılarıyla cihazdan ayırmayı başardık” dedi.

“HAMİLELİĞİ DOĞAL SEYRİNDE İLERLİYOR”

ECMO cihazına bağlıyken solunum cihazından ayrılan vaka sayısının da dünyada çok sayılı olduğunu gösteren Doç. Dr. Uğur, “Lakin bu hastayı asıl özel kılan şey, gebeliği sonlandırılmadan ECMO’da en uzun süre kalıp ayrıca anne, ayrıca bebeğin sağlıkla taburcu edildiği birincil vaka olmasıö diyerek sözlerini şöyle noktaladı: “Literatürde bizimki gibi, 14 gün baştan başa ECMO’da takip edilen ve ECMO sonrası da hamileliği sağlıklı bir şekilde aralıksız bir vakaya rastlamadık. hemen bayan doğum takiplerinde de bebeğin gelişimi bayağı, olması gerektiği şekilde gidiyor. Kovid öncesi planlandığı gibi yani hamileliğin doğal seyrinde, bayağı bir şekilde, her dinç annede olduğu gibi doğumunun gerçekleştirilmesi planlanıyor.” 

MUCİZE ANNEYİ, O KALP SESLERİ YAŞAMA BAĞLADI

Karnında ufacık bebeğiyle yoğun bakımdaki 14 günün 5 gününü ayrıca entübe hem ECMO’ya ast olarak geçiren ve büyük bir hayat mücadelesi veren Ebru Anlamak, onu hayata bağlayan şeyin, bebeğinin ultrasondaki kalp sesleri olduğunu söyleyerek duygularını şöyle açıklama etti: “Biz 3 senelik evliyiz. Fazla açlık duyduğum bir duyguydu çocuk sahibi edinmek. Yaşım da 42 olduğu için, çocuk sahibi elde etmek benim için büyük bir şanstı doğrusu. Buraya geldiğimde 26 haftalık hamileydim. Bebeği almak zorunda kalsalardı, şayet o an sorulsa işlenmiş derdim canımı düşünerek fakat, uyandığımda muhtemelen dünya başıma yıkılırdı Hemen bana dünyaları vermiş oldu hocalarım. Uyandırdıktan sonra solunum cihazından ayırdılar ve her gün iki defa yapılan ultrason kontrollerinde bebeğimin kalp atışlarını duydukça, daha çok hayata tutunma isteğim doğdu. Daha çok yaşamak istiyordum. Kızım da savaşçı, ben de”

 

“ZAMANI GERİ DÖNDÜREBİLSEM AŞI OLURDUM”

Onu hayata döndüren tüm ekibe minnettarlığını da dile getiren Bilmek, aşı olmadığı içinse çok pişman olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle noktaladı: “Murat Hocam ve ekibine, emeği geçen hemşirelerime çok teşekkür ediyorum. Sahiden de zamanı geriye doğru çevirme şansım meslek olsaydı, ilk yapacağım şey aşı almak olurdu. Ben nasıl yaptım böyle bir hata bilmiyorum. Çok korkuyordum aşıdan. Ama gebelik sürecinde elbette aşı olunmalı. şu anda 29 hafta 4 günlük oldum. Cinsiyeti kız. İnşallah Şubat sonu gibi kucağımıza alacağız Allah izin verirse”  Eşinin yaşam mücadelesi verdiği günlerde, hem eşi, ayrıca karnındaki bebeği için çok büyük üzüntü yaşadığını anlatan Ali Anlayışlı Olmak ise “Bebeği almadan tedaviye devam edeceklerini söylediklerinde fiilen bizim için olağanüstü bir olay oldu. Dünyalar benim oldu diyebilirim. Ayrıca Ebru, keza de bebeğimize sahiden mükemmel bakacağım. İkisiyle de fazla daha fazla ilgileneceğim” dedi.

Yorum yapın

SMM Panel