TBMM Başkanı Şentop CnnTürk’e konuştu

Hakan Çelik ile Hafta Sonu bu hafta TBMM Başkanı Mustafa Şentop’u ağırladı. Türkiye gündemindeki kritik gelişmeleri, dış politikanın öne meydana çıkan başlıklarını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni, milletvekili dokunulmazlıkları ve hukuk devleti tartışmalarını Hafta Sonu’nda yorumladı.

İşte Şentop’un açıklamalarından öne çıkanlar

YARGI BAKANLIĞI’NDAKİ TAHSIS DEĞİŞİMİ

Ayrıca iyi birer hukukçu, ayrıca de görevlerini özenle yürüten iki arkadaşımız. Sayın Gül’e teşekkür ediyorum, sayın Bekir Bozdağ’ı da tebrik ediyorum. Hükümetin bir politikası olur, bakanlar o politikayı icra ederler. Bu şartların değişmesi gayet normaldir.

İSTANBUL’DAKİ YOĞUN KAR YAĞIŞI

Mobese görüntülerinin paylaşılmasını nasıl eleştirmek gerekir? – Görüntülerin hangi kamerayla çekildiğini anlayışlı olmak gerekiyor. Mobese kamerası olduğunu kesin olarak doğrulama etmek gerekiyor. Bir çözümleme süreci yapılacak, bu detayları bilenlerin değerlendirmesi gerekli. Ben siyaseti ve hukuku birbirinden ayırmıyorum aslında. Eğer siyaset bu zeminden ayrılarak yapılırsa o vakit havada kalıyor. Bundan ayrıldığınız takdirde o süre ölçü kaçıyor.

Yaşananlardan kararsız kurumlarımız bir ders çıkarıyorlar. Olayın sıcağı sıcağına yaşananlar bir köpük tartışması. Bunlar zaman gelince yeni tartışmalarla geride kalır. Önemli olan zorunlu dersleri çıkarmaktır, bu mutlaka yapılır. Çalışmalar, araştırmalar sürüyor.

Siyasetteki dilin, üslubun bu minvalde gideceği gibi izlenim içindeyiz. TBMM’ye de yansıyor kimi süre tartışmalar maddi boyuta varıyor. Kutuplaşmanın boyutunu mu gösteriyor? Sizi endişelendiren bir tarafı var mı? 

Ben bununla birlikte halkın içindeyim. Tabanda, sahada gerilim, yüksek kan basıncı değil. İnsanlar kendi aralarında günlük siyasetin konularını tartışıyorlar lakin bu şekilde bir gerginlik yok. Bunun böyle yukarıdan tabana inmemesi sağlıklı bir durum. Çok kalıcı, yerleşmiş bir tablo olmadığını gösteriyor. Seçimlere 1 yıldan birazcık pozitif bir vakit var, bu uzun bir süre. Böyle bir tansiyonla konuların tartışılmasının kimseye faydası yok. Bu yüksek tansiyonla bir netice alabilmek mümkün yok. Önümüzde çok ciddi çok kayda değer sorunlar var. Önümüzde tartışacağımız çok konu var, münazara edilecek fazla sorun var. Herkesin memleket meselelerini bir ciddiyetle tartışması lazım. Eleştirmenlik diye bir uzmanlık alanı vardır, özellikle edebiyatta, sanatta vardır. Eleştirmenler genelde eleştirdikleri sanat alanının sanatçısı değildir fakat eleştirmendir. Siyaset bu şekilde bir eleştirmenlik alanı değildir. Bir siyasetçi yalnızca eleştirerek sonuç hasıl edemez. Insanlar hiç kimseye ne güzel eleştiriyor olanı bitiyor diye oy vermez. Üslup meselesi de fazla manâlı. Fazla ağır eleştirileri bile uygun bir dille iç tüzüğümüze göre açıklama edebilmek muhtemel. Ben 50 sene öncesine dair Meclis tutanaklarını okuyorum, hiçbir zaman kibarlığı elden bırakmayan milletvekilleri var. İnsanın kişiliğinin bir göstergesidir üslup. Her türlü tenkit yapılabilir fakat bunun edep içinde yapılması gerekir. Bu çağrıyı tekrarlamış olayım.

Meclis’te bir tane durum olsa bile, somut temas anlamında bir olay bile olsa fazla vahimdir. Eski dönemlerle de mukayese ettiğimizde özel bir bulgu görmüyorum. zaman zaman bu tür gerilimler olmuştur. Kazakistan’la ilgili ortak bir deklarasyon yayınlandı, o gün çok hararetli tartışmalar vardı. Kuşkusuz tartışacağımız konular var fakat her konu bizim tartışacağımız konular değildir. Bunları ayırarak hareket etmemiz lazım. Bazen bundan uzaklaştığımızı görüyorum. zaman zaman daha yüksek tansiyonlu tartışmalar olmuş geriye doğru dönüp baktığımızda, ölçüyü kaçırmamak lüzumlu.

Bir erken seçim ihtimalinden de söz ediliyor. Bir olanak olabilir mi?

Erken tercih tartışmaları, eski hükümet sisteminin alışkanlıkları. O dönemde parlamento herhangi bir başlıca tercih kararı alabiliyordu. Seçime gitmek için de birçok sebep vardı. Bunlardan hareketle tercih tartışmaları olurdu bir zamanlar. Yeni anayasa değişikliği sonrası yeni hükümet sisteminin erken seçimi içinde bulundurmadığını ayrıntıları ile belirtmek isterim. Cumhurbaşkanı eğer her tarafta namzet oluyorsa o zaman neden seçim kararı alsın? Ben erken seçim tartışmalarını önceki dönemin alışkanlıkları olarak görüyorum.

Biz bir hükümet sistemi değişikliği yaptık fakat bu değişikliği yaptığımızda siyasi aktörler benzer. Eski dönemlerdeki alışkanlıklarını, zihniyet dünyalarını buraya taşıdılar. Bunları yenilemediler, güncellemediler. Bu bakımdan bu tartışmalar sık sık karşımıza çıkıyor. Bu işin hukuki zemini değişti, erken seçimi barından bir sistem yok yeni sistem.

Önümüzdeki süreçte seçimlerin kazanılması halinde parlamenter sisteme dönüleceğini ifade ediyorlar. Muhalefetteki partilerin mutabakatta kaldıkları konulardan biri bu. Muhalefet cephesinde yoğun bir hazırlık var. Böyle bir olanak laf konusu olabilir mi?

şu anda Türkiye’de Başkanlık Sistemi var. Biz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye ifade ettik. Seçimden önce kesinkes bu olası yok. Biz bu sistemi beğenmiyoruz, başkalaşmak istiyoruz çağırmak tatmin edici yok. Bu iş bir tüzük değişikliğiyle olur. Parlamentoda kaliteli aranan bir ekseriyet var. Bir tarafta hayaller, bir tarafta gerçekler var. Şu anki mevcut sistem 2023 seçimlerinden sonradan da kalacaktır. Türkiye 1960’ların başına değin bir hükümet sistemi tartışması yaşıyor. 1970’lerden itibaren başkanlık sistemi tartışmaları var. 90’larda bu tartışmalar var tekrar. Hatta 2002’de AK Parti seçimden yeni çıkmış, Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin başkanlık sistemine ihtiyacı olduğunu söylüyor. Türkiye 50 yıldır hükümet sistemi değişikliğini tartışıyor.

Bu tarihi arka planı görmezden gelerek bir iki günde geldi bir iki günde geri gider biçiminde bakmak çok yanlıştır.

Geri dönüşü güç mu görüyorsunuz? 

Kuşkusuz kuvvet görüyorum. 50 yıl Türkiye bu konuyu tartışmış. 2012’de biz bu modeli zaten sunmuştuk.

Bu model iyi çalışıyor mu sizce? Kurumların ve devir yetkilerinin oturduğunu düşüyor musunuz?

Paradigmayı insanların kavraması gerekli, eski alışkanlıkları yeni sistem içinde onlarla uyumla hale getirmek gerekiyor. Bürokrasiden siyasete dek bir takım sorunlar yaşandı, evet bunu anlatmak muhtemel. Halk Oylaması çalışmaları süresince de dile getirdim. 2023’den sonra sistemle ilgili tartışmalar ortadan kalkar diye düşünüyorum.

Herkes ortaya bir kanaat koyuyor fakat bir kere o kanaate nasıl ulaştığını anlayamıyoruz. Yeni hükümet sistemi dediğimiz, 27. dönem içinde soru önergelerinin cevaplanma oranı bir önceki döneme kadar daha yüksek. Meclis’in iki fonksiyonu var; yasama ve teftiş. Meclis’in ve milletvekillerinin yürütmeyi denetlemesi için araçlar. Eski sisteme tarafından bunlarla ilgili bir gerileme değil. Burada bu mukayeseleri yaparken sayısal veriler üzerinden gitmek gerekiyor. 

Demokrasinin uygulaması bu, oya sunuyorsunuz. Sizin tatmin edici bir sayınız yahut, sizin verdiğiniz teklifler geçmiyor. Bir teklifte bulunduğunuzda sonuçta bu görüşme edilir, cümbür cemaat görüşünü söyler ve daha sonra bu oya sunulur. Herkesin bir oyu vardır, sayınız tatmin edici değilse sizin tekliflerinizin geçmesi muhtemel yok. Bu parlamenter sistemde de böyleydi. Bu değerlendirmeleri çok acayip buluyorum, şaşkınlıkla izliyorum.

Hukuk devleti kimliği konusunda eleştiriler getiriliyor. Bu konuda ne bildirmek istersiniz?

Türkiye bir hukuk devletidir, birçok dava gerçekleşiyor. Bu kadar durum içinde mevzu bahis edilenlerin sayısı sınırlı. Türkiye hakkında değerlendirme yaparken bu bütünlüğü dikkate almak gerekli. Biz Türkiye genelinde hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğine dair açıklamalar yaparsak bu Türkiye’ye koskocoman haksızlık olur. Bu böyle değil. Türkiye’ye karşın yapılan değerlendirmeleri haksız buluyorum. AİHM ilk kez ‘Bundan sonra da böyle hareket et’ diye Türkiye’deki mahkemelere talimatlar veriyor. AİHM önüne gelmeyen bir konuda ‘Bundan sonra böyle yapılmalı’ diye bir talimatı veremez. AİHM, Türkiye’ye aleyhinde ölçüyü kaçırmıştır. Ölçüyü kaçırmamak gerekli. AİHM, Türkiye’ye aleyhinde böylece. Mahkemenin bu saldırgan tutumunu bir kenara bırakması lazım.

Uzun tutukluluk süreleri de oldukça çok konuşuluyor. Siz de bu görüşte misiniz?

Tutukluluk bir canice değildir, bir tedbirdir sadece yargılama sürecinde. Duruşma dosyayı inceliyor, ona göre bu kararı veriyor.

“TÜRKİYE’DE BU DÖNEM GERİDE KALDI”

Türkiye’de bu dönem geride kaldı, bilhassa 15 Temmuz’da FETÖ’nün darbe teşebbüsü esnasında milletin sokaklara dökülmesi fazla manâlı bir şeyi gerçekleştirdi. Bundan sonradan Türkiye’de olmaz mı? Kuşkusuz görüyorum dünyanın çoğu bölgesinde anayasal düzene karşısında saldırı yapacak gayrimakul unsurlar var mıdır, olabilir mi olabilir. Türkiye bunu göstermiştir ama, bu nesil şeylere müsaade etmeyecektir.

FETÖ, Türkiye’ye çok zarar verdi. Yaşadığımız dönemde başka FETÖ’cülerin ortaya çıkma riskleri var mı?

FETÖ ile ilgili fonksiyonel anlamda açıklanabilecek tasvir paralel devlet yapılanmasıydı. Paralel devleti yapılanması dediğimiz şey, bambaşka bir hiyerarşik yapılandırma sunuyor. O kendi örgüt yapılandırma içindeki üslerinden açıklamalar alıyorlar. Bu terör örgütünü ortaya çıkaran şey dini bir inşa olması değil, paralel devlet yapılanması oluşturmasıdır. 28 Şubat’ı kim yaptı? Bunlar dini yapılandırmalar mıydı. Bizim başlıca odaklanmamız gereken nokta paralel devlet yapılandırmasıdır. Paralel devlet yapılandırması varsa hemencecik ona müdahale etmek gerekir.

Yorum yapın